Eşimden Şiddet Görüyorum, Nasıl Boşanırım?
Aile içi şiddet, hem ceza hukuku kapsamında bir suç hem de Medeni Hukuk kapsamında kesin ve ağır bir boşanma sebebidir. Şiddet mağduru bir eşin, hukuki süreci başlatmadan önce bilmesi gereken en önemli husus, devletin yasal mekanizmaları aracılığıyla koruma altında olduğudur.
Fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel şiddete maruz kalan bir kişinin güvenliğini sağlamak ve boşanma sürecini hak kaybı yaşamadan yürütmek için izlemesi gereken hukuki adımlar aşağıda detaylandırılmıştır.
1. Öncelikli Adım: Can Güvenliğinin Sağlanması ve 6284 Sayılı Kanun
Boşanma davasından bile önce atılması gereken ilk adım, şiddet mağdurunun güvenliğinin tesis edilmesidir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında, şiddet gören veya şiddet görme tehlikesi altında olan kişi derhal koruma talep edebilir.
Uzaklaştırma ve Koruma Kararı: Şiddet uygulayan eşin evden uzaklaştırılması, mağdurun işyerine veya bulunduğu konuma yaklaşmasının yasaklanması ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmesinin engellenmesi talep edilebilir.
Delil Aranmaz: 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu tedbir kararı (örneğin uzaklaştırma) alınabilmesi için şiddetin ispatlanması veya darp raporu sunulması zorunlu değildir; mağdurun beyanı esastır.
Nereye Başvurulur? En yakın polis merkezi (karakol), jandarma, Cumhuriyet Başsavcılığı, Aile Mahkemesi veya ŞÖNİM (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi) aracılığıyla tedbir kararı hızla alınabilir.
2. Darp Raporu ve Delillerin Toplanması
Eğer şiddet fiziksel boyutlara ulaşmışsa, hukuki ve cezai süreçlerde elinizi güçlendirecek en önemli belge darp raporudur.
Şiddete uğradıktan sonra vakit kaybetmeden en yakın hastaneye veya polis merkezine giderek adli muayene talep edilmeli ve darp raporu alınmalıdır.
Fiziksel şiddetin yanı sıra hakaret, tehdit gibi psikolojik şiddet durumlarında; WhatsApp mesajları, e-postalar, ses kayıtları (haklı bir gerekçeyle ve aniden gelişen durumlarda alınan kayıtlar) ve tanık beyanları dava dosyasında delil olarak kullanılır. Aile bireylerinin ve komşuların şahitliği de Aile Mahkemeleri tarafından dikkate alınır.
3. Boşanma Davasının Hukuki Dayanağı
Şiddet nedeniyle açılacak boşanma davaları, Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) iki farklı hukuki sebebe dayandırılabilir:
A. Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış (TMK m. 162)
Fiziksel şiddet, darp, işkence veya ağır hakaret gibi durumlar bu kapsama girer. Bu, "özel boşanma sebebi"dir. Bu sebebe dayanarak dava açılabilmesi için, şiddet olayının öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halde olay üzerinden 5 yıl geçmeden davanın açılması gerekir. Şiddet gören eşin, şiddet uygulayanı affetmesi halinde bu maddeye dayalı dava hakkı düşer.
B. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (TMK m. 166/1)
Toplumda "şiddetli geçimsizlik" olarak bilinen bu genel boşanma sebebi, psikolojik, ekonomik, cinsel ve fiziksel şiddetin tamamını kapsar. Sürekli hakaret etmek, eşi eve kilitlemek, zorla cinsel ilişkiye girmek, maaşına el koymak gibi eylemler evlilik birliğini temelinden sarsan ve boşanmayı haklı kılan sebeplerdir.
4. Tazminat, Nafaka ve Velayet Hakları
Şiddet sebebiyle açılan bir boşanma davasında, mağdur eşin talep edebileceği yasal haklar şunlardır:
Maddi ve Manevi Tazminat: Şiddet gören eş, yaşadığı bedensel ve ruhsal tahribat, elem ve keder nedeniyle manevi tazminat; evliliğin bitmesiyle uğradığı maddi kayıplar için ise maddi tazminat talep edebilir. Şiddet uygulayan eş "ağır kusurlu" sayılacağı için mahkemeler tazminata hükmetmektedir.
Nafaka: Boşanma süreci boyunca geçinmekte zorlanacak eş için tedbir nafakası, boşanma kesinleştikten sonra ise yoksulluk nafakası bağlanır.
Çocuğun Velayeti: Çocuğun üstün yararı gözetilir. Eşine şiddet uygulayan, saldırgan tavırlar sergileyen bir ebeveynin çocuğun fiziksel ve psikolojik gelişimine zarar vereceği kabul edildiğinden, velayet büyük oranda şiddet mağduru ve şiddet uygulamayan eşe verilir. Ayrıca çocuk için iştirak nafakası talep edilir.
Sonuç ve Hukuki Tavsiye
Şiddet mağduru bir bireyin içinden geçtiği psikolojik zorluklar göz önüne alındığında, hukuki sürecin usulüne uygun, eksiksiz ve hızlı bir şekilde yürütülmesi hayati önem taşır. Yanlış hukuki adımlar atmamak, delilleri doğru şekilde mahkemeye sunmak ve hem can güvenliğini hem de yasal hakları (tazminat, nafaka, velayet) güvence altına almak için davanın başından sonuna kadar alanında uzman bir aile hukuku avukatıyla temsil edilmek telafisi güç kayıpların önüne geçecektir.
Av. Gökhan TEKTAŞ
Tektaş Hukuk Bürosu